Aslında yorgun olan bedenim, hep canlı kalan ruhum sayesinde yine ayaklanıyor. Yaşasın! Biri neredeyse 5, biri neredeyse 2 yaşında iki güzel yavrum ve çok çalışkan -çok çalışan- kocamla; heyecan, hareket, gürültü, patırtı hatta kahkaha, çığlık ve vır vırla doldurarak hayatımızı, karşılıyoruz 35. yaşımın baharını...
İstanbul'da en güzel aylar; bir nisan, iki eylül. Bence... Acayip planlarım var bu bahara dair... İki yıla yakındır, yani; iş hayatı gibi süper sosyal ve şahane stresli bir hayattan kopup, küçük çocuğuma iyi bir ev arkadaşı olma, büyük evladımı anasına doyurabilme, bir de ev işlerini kotarabilme sanatına hızlıca geçiş yaptığımdan beridir, bekliyordum bu baharı. Kırılmasın kalbi, bekliyormuş gibi bile yapabilirim :)
Hoş geldin bahar. Bugün gündem çok karışık olsa da, insanlığımızdan utanacağımız yerde yaptıklarımızla gurur duysak da, birbirimize zulüm etsek de, içeride bir minik meleğin geleceği beni endişelendirse de... Uyanmasını bekliyorum, uyansa da kokusunu içime çeksem diyorum...
Bütün kadınlara, her daim gülmeyi başarabilen insanlara gelsin... Bana hayatımın baharını hatırlatan sevgili Candan Erçetin'den Baharda aşk
| Prag / Mart 2014 |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder