4 Temmuz 2015 Cumartesi

İnanmazdım ki!



Biri çıkıp on yıl önce, "Sen yaklaşık bir deste yıl sonra, bir küçük tümülüsün tepesine oturup büyüleyici Peri Bacaları'na bakarken, başını sağa çevirmiş sıcak hava balonlarını sayarken kucağında bir oğlun, yüreğinin biraz altında kızın olacak." deseydi... Kapalı gözlerini taşıyan başını bir arkaya bir öne ritmiyle, savursaydı avucundaki boncukları, "Bak" deseydi, "İşten ayrılıp kızını büyütüyorsun, sen de büyüyorsun!" Bu kadar felsefe pes, yapmazdı. Yok yok. Bana baya uzak, değişik, benimle uyumsuz bir tablo olduğunu düşünür, "Ahhh ahhh teyzecim, boncuklarını yormayalım, hadi kal sağlıcakla" deyip toza dönerdim. Evlenmişim, hem de iki çocuklu bir kadın olmuşum... Çok çılgınca şeyler.



Göreme / Nisan 2013

Ne oldum peki geçen yıllar içinde? On yıldır kocamın karısı, beş yıldır oğlumun, iki yıldır kızımın anasıyım. Dışarıdan da baksan, içinde de olsan seyirlik bir hayattayım. Ve ömrümün en tatlı gerçeğini itiraf edersem, çocuklarım hayatıma katıldıktan sonra başka bir kadına dönüştüm derim. Sabırlı, dirençli ve güçlü olduğum, hızlı karar verirken hızla koşabildiğim, yapmadığım çocukları da sevebildiğim, bazen bir takım oksimoron duygularımla filan boğuştuğum, içime bırakılan yumurtaların fosillerinin küllerinden zaman zaman agresif bir ejderha olarak doğabildiğim gibi şeyler yani.

Çocuklarıma analık cengaver olmamı gerektiriyor. Tamam evde ıslak mendiller, hazır bezler, otomatik makinelerim var lakin bu çocukları yaşamak lazım, yakından tanımak lazım. Folik asitli bu afacanlar. O nedenle öyle otomatik makinelere, bezlere filan fazladan anlam yüklemek, hem sağ hem sol kolum demek, totem kurmak pek bir anlam ifade etmiyor.

Dünyanın her bir yerindeki tatlı kadınlara iyi geceler ve bir deste yılımı da ara ara anlatabilmeyi diler, sözü Zuhal Olcay'a bırakırım.Kimse Bilmez

2 yorum: